Åžifa Evimiz












Zencefilin Faydaları

  • Zencefil, ameliyat sonrası görülen bulantı ve kusmalara etkilidir.
  • Kemoterapide; mide bulantılarının azalmasında kullanılmaktadır.
  • Zencefil hamileliÄŸe baÄŸlı bulantı ve kusmalarda da etkilidir. Hamilelere günde 3 taze dilim (25 gr) zencefille demlenmiÅŸ çay ya da bu miktarın yemeklerine katılması önerilmektedir. Hamilelerin günlük olarak, bundan daha fazla miktarda zencefili tüketmemeleri tavsiye edilir.
  •  Şeker hastalarında kan ÅŸekerinin dengede tutulmasında etkilidir.
  • Zencefil zayıflama tedavisinde etkilidir. Zayıflama tedavisinde kan ÅŸekerini dengede tutmakta olan etkisinden dolayı tok tutucu ve metabolizmanın yavaÅŸlamasını engelleyici etkisi ile rahat kilo verimini saÄŸlar. Yazın soÄŸuk limonatalarınıza ilave edebilir, kışın da taze zencefili demleyip çay olarak içebilirsiniz.
  • Üst solunum yolu enfeksiyonlarında ve soÄŸuk algınlığında kullanılmaktadır.
  • Kolestrolü düşürür ve kanın pıhtılaÅŸmasını engeller.
  • AÄŸrılara iyi gelir, aÄŸrıları azaltır. Zencefilin aÄŸrıkesici özelliÄŸinden dolayı aÄŸrı salgılayan kimyasalları azalttığı düşünülmektedir.
  •  Sindirimi kolaylaÅŸtırır. YemeÄŸin daha iyi sindirilmesini saÄŸladığından mide ve bağırsak gazı oluÅŸmasını engellemekte etkilidir.
  • Beynin çalışması ve gücü üzerine de etkilidir. Kan ÅŸekerinin dengede tutmaktaki etkisi ile kanda beynin enerji kaynağı olan glikoz yani kan ÅŸekeri sürekli kullanılabilir olduÄŸundan pozitif etki etmektedir.
  • Zencefilin romatizmal hastalıklar, damar sertliÄŸi, mantar hastalıkları, üzerindeki etkileri de son yıllarda araÅŸtırılmaya baÅŸlanmıştır.

Bağışıklığı Güçlendirir
Zencefilli Taze Limonata:1 yemek kaşığı rendelenmiş zencefili 1litre kaynamış suda 1 taşım kaynatın. Altını kapatıp 1 yemek kaşığı bal ilave edip karıştırın.Soğumaya bırakın.1 adet limonu sıkıp bu karışıma karıştırdıktan sonra taze olarak için. Zencefilli limonata; bağışıklık sisteminiz zayıfladığında, kendinizi yorgun hissettiğinizde, soğuk algınlığı ve grip hallerinde önerilen içecektir. Zencefilli limonata sigara içenler, diyet yapanlar için de sağlıklı bir seçimdir.
Soğuk Algınlığı İçin

Zencefilli Kekik Çayı:1 -2 litre kadar suyu çaydanlıkta kaynatın.Ocağın altını kapadıktan hemen sonra 2 yemek kaşığı rendelenmiş zencefili ve 1 tatlı kaşığı kuru yaprak kekiği ilave edip demlemeye bırakın.Sıcak servis yapın. Servis sırasında arzuya göre bal ilavesi yapın.Özellikle soğuk algınlığı, mide rahatsızlıkları ve diyet sırasında içilebilir.
yenisafak

Ananasın Faydaları

  • Vitamin ve mineral açısından çok zengin bir meyvedir.
  • Bakteri ve virüslere karşı bağışıklık sisteminin korunmasında yardımcı olur.
  • Cilt yapısının onarılması için gerekli kollagen’ in üretimine yardımcı olur.
  • Saçı nemlendirir ve parlak gösterir.
  • Tırnakları besler ve güçlü olmalarını saÄŸlar.
  • Hücre oluÅŸumuna yardımcıdır.
  • Yara ve yaralanmalar sonucu oluÅŸan iltihap için aÄŸrı giderici ve iyileÅŸtirici.
  • Kanın pıhtılaÅŸmasını engelleyerek ( fibrin parçalayıcı ) kan akışını hızlandırır.
  • Kandaki yaÄŸ oranını düşürerek kolesterol seviyesini dengeler.
  • Vücutta sodyum oranını azaltarak yüksek tansiyonu düşürülmesinde yardımcı olur.
  • Ette bulunan proteinleri vücutta kullanılabilir hale getirir.
  • Antioksidan açısından zengin olması nedeniyle kanser önleyici özelliÄŸi vardır.
  • Sindirim sisteminde yardımcı, hazmı kolaylaÅŸtırıcı etkisi vardır.
  • Lif bakımından zengin bir yapıya sahiptir.
  • Mide-bağırsak sisteminde düzenleyici etkisi vardır.
  • YaÄŸ yakıcı özelliÄŸinden dolayı selülit tedavisinde ve diyetlerde tercih edilir.
  • İdrar söktürücü ve toksin arttırıcı etkisi vardır.
  • Üst solunum yolu enfeksiyonların ( astım, anjin, bronÅŸit ) da kullanılır. Öksürük kesici alerjik reaksiyonlara karşı engelleyici etkisi vardır.

Kullanım Şekli:


Ananas alırken meyve üzerinde bulunan yaprakların taze ve koyu yeşil renkte olmalıdır. Kokusu da ananasın olgunlaştığını gösterir. Dış yüzeyinde ki renkler canlı olmalı. Olgunlaşmasını tamamlayan ananasın dış yüzeyi bir bıçak yardımıyla kolaylıkla soyulabilir. ( portakal gibi )
Silindirik bir yapısı olduğu için ananası halka halinde dilimlemek daha iyi olur. Dilimlerin ortasında yer alan sert yapı çıkarılır. Ölçülü bir şekilde tüketilmelidir. Taze ananas suyu kullanmanızı tavsiye ederiz, hazır ürünler içerisinde katkı maddeleri bulunmaktadır

Not:

Kan sulandırıcı ilaçlarla birlikte kullanılmamalıdır. K Vitamini eksikliği olanlar ve kan pıhtılaşmama sorunu yaşayanlar da ananas tüketmemeliler.
Hazırlayan: Mehmet AKSEL/Bugün

Kaplangözü

Çok eski zamanlardan beri kaplangözünün taşıyanın görme gücünü arttırcağı ve kişinin çevresindeki dost ve düşmanlarını ayırt edebileceğine inanılırdı.Tehlikde olan insanları koruduğu düşünüldüğü için savaşa gidecek ya da yolculuk edecek kişilerin yanına verilirdi. İnsanlar ortaçağ’da kaplangözü ile kendilerini nazar ve büyüden korurlardı.

Kaplangözü, bağımsızlığın,maskülen enerjinin,fiziksel ve ruhsal dengenin sembolüdür.Bazı toplumlarda ‘Bağımsızlık Taşı’olarak da anılır.

Diğer Adı:Tiger-Eye,Bağımsızlık Taş
Renk:Altın renkli ve kahverengi şeritlidir.
Sertlik: 7
Formül: Si02+Fe,O,OH
Kimyasal Grubu: Silikat
Bağlı Bulunduğu Grup: Kuvars ve Kalseden
Burç: Aslan,İkizler
Şakra: Göbek
Çıkarıldığı Ülkeler: Güney Afrika,Avustralya,ABD,Türkiye

Fiziksel Özellikleri

  • Kemik ve eklemleri güçlendirir.
  • Böbrek üstü bezlerinin aşırı çalışmasını önler.
  • Sinir sistemini yatıştırır.
  • BaÅŸ bölgesi için önemli bir taÅŸtır.
  • Migren,baÅŸ aÄŸrıları,çeÅŸitli fobiler gibi hastalıkları olumlu etkiler ve oluÅŸmalarını engeller.

Ruhsal Özellikleri

  • Görüş açısı saÄŸlar.
  • İç huzur verir.
  • Çevreye karşı, sıcaklık,koruma hissi ve güven saÄŸlar.
  • BaÅŸkalarına olan baÄŸlılığı azaltır,bağımsızlık hissi verir.
  • Negatif enerjiden korur.
  • Nazardan korur.

Alıntı

Depresyona Bitkisel Çözümler

Sarı Kantaron:
Depresyon ve değersizlik hissi gibi durumların tedavisinde faydalıdır.Uyku düzensizliklerinide tedavi eder.

Hazırlanışı:
1 bardak kaynar suya 1-2 çay kaşığı kurutulmuş sarı kantaron koyup 10 dakika demlenmesini bekleyin ve sonra için. 4- 6 hafta boyunca günde 1 veya 2 bardak bu çaydan içilirse son derece etkili olur.

Adaçayı:
Depresyonlara, titremeye sersemliğe, sinir bozukluğuna ve yorgunluğa çok iyi gelir.

Adamotu:
Bıkkınlık ve depresyonu ortadan kaldırır.

Civan Perçemi:
Yatmadan önce içilen bir bardak civan perçemi çayı sinirlere iyi gelir.

FesleÄŸen:
Tohumlarından yapılan çay sinirleri kuvvetlendirir.

Ihlamur:
Günde birkaç fincan içilebilir. Hem depresyon hem de soğuk algınlığına birebirdir.

Karanfil yağıyla masaj yapmak faydalıdır.

Portakal , havuç armut, şalgam,soğan, kuşkonmaz, badem, erik, incir ve kuruyemişler depresyona iyi gelir.

Mürver ağacı çayı ve pırasa depresyona iyi bir ilaçtır.

Fesleğen : Bergamot ve lavanta ile karışımı yapılabilir. Çay olarak içebilirsiniz.

Papatya: Lavanta ve gül ile karışım hazırlanabilir.

Tarçın çayı 
Malzemeler:

  • 2 çubuk tarçın
  • Ceviz büyüklüğünde 1 parça havlıcan
  • Aynı büyüklükte zencefil
  • 1 limon
  • 1 tutam yeÅŸil çay

Hazırlanışı:
Tüm malzemeleri 2 litre sıcak suda demleyin. 15 dakika sonra süzün. İçine dilimlenmiş limon atarak sabahları bir bardak için.
Kaynak:Posta/Şifalı Bitkilerle Tedavi

Çay ve Kahvenin Büyük Faydası

Reem Nöroloji Merkezi kurucusu nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, tüm dünyada 20 milyon kiÅŸinin alzheimer nedeniyle kronik unutkanlık yaÅŸadığını, Türkiye’de de 300 bin alzheimer hastası bulunduÄŸunu belirtti.

AA muhabirine konuya ilişkin açıklama yapan Yavuz, günlük yaşamın koşuşturmacası, internet, yeteri kadar kitap okumamak gibi bir sürü nedenden kaynaklanan unutkanlığın pek çok kişinin yaşadığı bir sorun olduğunu, teknoloji sayesinde bilgiye kolayca ulaşabilmenin rahatlığın da zihni tembelleştirerek unutkanlığı daha da artırdığını aktardı.

Unutkanlığa karşı beyni, kelimenin tam anlamıyla çalıştırmak, yormak gerektiÄŸini vurgulayan Yavuz, ”Tüm dünyada 20 milyon kiÅŸi, alzheimer hastalığı nedeniyle kronik bir unutkanlık yaşıyor. Türkiye’de de yaklaşık 300 bin alzheimer hastası bulunuyor. Hastalık, sadece hatırlama güçlüğü yaratmakla kalmıyor, kiÅŸiyi zihinsel karmaÅŸaya sürüklüyor, günlük yaÅŸamını her zamanki gibi idame ettirmesini engelliyor” diye konuÅŸtu.

Alzheimer hastalığında, unutkanlık ile ortaya çıkan hafıza ve bellek fonksiyonlarında başlayan dejenerasyonun, zamanla diğer beyin fonksiyonlarına da sıçrayarak, başta konuşma ve yürüme olmak üzere tüm kişisel ve sosyal faaliyetleri tedrici olarak bozabildiğini belirten Yavuz, bu hastalığın zaman içinde hastanın aile yakınlarının destek ve bakımına ihtiyaç duyduğu ilerleyici, düşkünleştirici bir beyin hastalığı olduğunu kaydetti.

Teknoloji hafıza düşmanı

Alzheimer hastalığının, günümüzde tıp dünyasının en çok bütçe ayırdığı ve üzerinde en çok uÄŸraÅŸ verdiÄŸi hastalıkların başında geldiÄŸini belirten Dr. Yavuz, sadece ABD’de her yıl 100 milyar dolar civarında bütçenin alzheimer ve tedavisi için harcandığına dikkat çekiyor. Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, ”SaÄŸlık alanındaki geliÅŸmelerle birlikte ortalama insan ömrünün uzaması yanında, teknolojinin geliÅŸimi ile beraber dev bir problem ÅŸeklinde ortaya çıkan elektromanyetik kirlilik de alzheimer hastalığını tetiklemektedir” dedi.

Yavuz, şöyle devam etti:

”Dünyamız gittikçe ÅŸehirleÅŸmekte ve kırsal nüfus gittikçe azalmaktadır. Elektromanyetik kirlilik ise ÅŸehirlerde ve büyük metropollerde had safhadadır. Maalesef geliÅŸen teknoloji ile paralel olarak elektromanyetik yoÄŸunluk ta artmaktadır. Özellikle çarpık ve yoÄŸun yapılanmanın olduÄŸu İstanbul gibi ÅŸehirlerde tehlike daha da büyüktür. Cep telefonu sinyalleri, TV ve radyo, telsiz dalgaları, kablosuz internet ve telefon ortamları, yüksek gerilim hatları ve elektronik cihazlar tehlikeli elektromanyetik kirliliÄŸe neden olmakta bu ise beynimizin her taraftan elektromanyetik saldırılara maruz kalmasına neden olmaktadır.”

”Kahve ve çay alzheimer oluÅŸma riskini yüzde 50 oranında azaltıyor”

Uzman doktor Yavuz, bilim adamlarının kahve-çay ve alzheimera ilişkin çalışmasına değinerek, İsveç ve Finli nörologların, 10 yıl boyunca 1400 hasta üzerinde yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Yavuz, şunları ifade etti:

”İsveçli ve Finli nörologların, 10 yıl süren çalışmalar sonucunda, kahve içmenin, çağın hastalığı alzheimerın oluÅŸma riskini yarı yarıya azalttığını buldular. 1400 gönüllü hasta üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucu günde 3 ila 5 fincan kahve içenlerde, içmeyenlere göre yüzde 50 oranında alzheimer oluÅŸma riskinin azaldığının belirlendi.

Kahvenin içerdiÄŸi kafein maddesinin, alzheimer oluÅŸumunda rol oynayan beta amiloid birikimini önemli ölçüde azalttığı ve böylece alzheimer geliÅŸmesini önlediÄŸi tahmin ediliyor.”

Dr. Yavuz, daha önceki yıllarda birçok bilimsel makalede yer alan fareler üzerinde yapılan çalışmalarda da farelere içirilen kahvenin, beyinde alzheimera neden olan beta amiloid birikimini önlediğinin tespit edildiğini hatırlattı.

Birçok araÅŸtırmacının ortak fikri olarak kahvenin, sinir sistemini koruyucu bir özelliÄŸe sahip olduÄŸunun bilindiÄŸini vurgulayan Yavuz, kahvenin içinde çok miktarda barındırdığı kafeinin, sinir sisteminin düzenleyici bir uyaranı olduÄŸunu belirterek, ”Unutkanlığı toparlayıcı, ayrıca hafıza ve önbellek fonksiyonları üzerinde olumlu etkileri biliniyor. Yani, asırlardan beri birçok insanın, zinde ve uyanık kalmak için her gün kahve içmesi boÅŸuna deÄŸil. Kahvenin aynı zamanda diyabet hastalığı, parkinson ve karaciÄŸer hastalıkları üzerinde de koruyucu rol oynadığı iddia ediliyor” diye konuÅŸtu.

”Alzheimer hastalarında kahve ve çay tüketimi fakir”

Nöroloji uzmanı Yavuz, 2 fincan kahvenin, ihtiva ettiği kafein bakımından, yaklaşık 10 fincan çaya eş değer olduğunu, çay ve alzheimer ilişkisine yönelik bir çalışma bulunmamasına rağmen kahve gibi çayın da hafıza fonksiyonları üzerinde olumlu etkiler gösterdiği söylenebileceğini vurguladı.

Yavuz, ”Kendi klinik gözlemlerime dayanarak, alzheimer tanısı almış hastalarda, oldukça zayıf çay ve kahve tüketimi izlenimi ediniyoruz. Dolayısıyla her ne kadar bilimsel kesin bir veri olmamakla beraber, çayın da alzheimer hastalığında koruyucu rol oynadığını söyleyebiliriz” diye konuÅŸtu.

Yeşil çay da faydalı

YeÅŸil çayın da barındırdığı antioksidanlar ve flavnoid maddesi ile alzheimer hastalığına neden olan beta amiloid birikimini azalttığını kaydeden Dr. Yavuz, ”Bilinen en iyi ve etkili antioksidanlardan biri olan EGCG (epigallocatechin-3-gallate) yeÅŸil çay içinde bolca bulunmaktadır. EGCG’nin ise unutkanlığa neden olan beta amiloid birikimini önleyici etkisi mevcuttur” dedi.

Nöroloji uzmanı Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı:

”Gerek siyah, gerekse de yeÅŸil çay, alzheimer hastalığında rol oynayan asetilkolinesteraz enziminin aktivitesini yok etmektedir. Halbuki kahvenin bu enzim üzerinde bir etkisi yoktur. Åžu an günümüzde tek tedavi giriÅŸimi, ilaçlarla asetilkolinesteraz enzimini yok etme amacına yöneliktir. Maalesef beyinde ki amiloid madde birikimini önleyen kesin bir ilaç henüz keÅŸfedilmemiÅŸtir. Hülasa olarak, alzheimer hastalığı üzerinde aynı kahve gibi koruyucu ve önleyici bir etki gösterdiÄŸini düşündüğümüz geleneksel çayımızla alakalı olarak uzun vadeli bilimsel araÅŸtırmaların yapılmasına ihtiyaç vardır. Ancak çayın da alzheimer hastalığından koruması kuvvetle muhtemeldir.” (AA)
Bugün

Beyni Çalıştıran Gıdalar

Beyin hakkında yapılan araştırmalar, beynin güçlü kalmasında tüketilen gıdaların da önemli bir rol oynadığını ortaya koydu. ABD’de yayınlanan Men’s Health dergisinde Doktor Tom Gilhooly’nin zihin açan gıdalar araştırması yayınlandı.
Soya:

Ostrojen salgılanmasını arttıran soya hafızayı güçlendiriyor. Soya sütü ya da soyalı yemekler bunamayı geciktiriyor.
Yumurta: D vitamini deposu olan yumurta hücrelerin kendi kendini onarmasının sağlıyor ve beynin faaliyetlerini geliştiriyor.
Çilek:

Antioksidan ve C vitamini deposu. Yaş ilerledikçe zayıflayan beyin fonksiyonları düzene giriyor.
Çay:

Barındırdığı flavonoidler sayesinde beynin esnekliğini koruyor ve beyin aktivitelerini artırıyor.
Kırmızı et:

Demir deposu kırmızı et özellikle çocuklarda zeka seviyesini yukarı çekiyor.
Üzüm suyu:

Kısa ve uzun süreli hafızayı kuvvetlendirir. Ancak aynı etkiyi şarap göstermiyor.
Sardalya:

Sperm kalitesini arttıran selenyum oranı yüksek sardalya, stresi de azaltıyor.
Brokoli:

Folik asit eksikliği gerginlik, asabilik ve ilgisizliğe neden oluyor. Brokolide yüksek oranda bulunan folik asit bu sorunları ortadan kaldırıyor.

alıntı

Anne Sütünün Önemi

1-7 Ekim Emzirme Haftası nedeniyle anne sütünün önemine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Çelik, anne sütü ile ilgili merak edilen soruları yanıtladı, mucizevi besinin yararlarına dikkat çekti. İşte 15 soruda anne sütü…
Bebeğin doğar doğmaz emzirilmesinin ne gibi faydaları var?
Bebek doğar doğmaz emzirilmelidir. İlk sütün bebeğin bağırsak florasının oluşumu üzerinde büyük katkısı vardır. Ancak esas faydası süt üretimini artırmasıdır. Ayrıca emzirme sırasında salgılanan hormonlar rahim duvarının kasılmasını tetikler. Bu sayede de plasentanın ayrılması daha kolay olur ve rahim kanaması ihtimali en aza iner. Yani ilk sütün sadece bebeğe değil aynı zamanda anneye de faydası vardır.
Sezeryan doğumda bebeğin annenin yanına gelmesi gecikiyor mu?
Normal doğumlarda bebek doğduktan hemen sonra anne memesine konulmalıdır. Sezaryen doğumlarda, eğer anne epidural anestezi altındaysa göbek bağı kesildikten ve bebek kurulandıktan sonra solunum dolaşım parameteleri istikrarlıysa operasyon devam ederken bile anne emzirebilir. Genel anestezi altındaki sezaryen doğumlarda bile bebeğin annenin göğsüne 3-5 dakika dokundurulması sütün erken gelmesini sağlayabilir. Yani istenildiği takdirde sezaryen doğumlarda da bebekle anne hiç vakit kaybetmeden bir araya getirilebilir.
Yeni doÄŸan bebeÄŸe ÅŸekerli su vermek gerekli mi?
Hayır. Yeni doğan bebeğin ilk ve tek gıdası anne sütüdür. Anne sütünün olmadığı istisnai durumlarda ise formül sütler verilebilir.
Kesilen anne sütü yeniden gelmeye başlayabilir mi?
Kısa süreli ani süt kesilmelerinde eğer anne emzirmede ısrar ederse süt yeniden gelmeye başlar.
Anne sütü doğumdan ne kadar süre sonra artar?
Genellikle doğumdan 3 gün sonra anne sütü bebeğin ihtiyacını tam olarak karşılayacak düzeye gelir. 3 haftadan sonra ise maksimum düzeye çıkar.
Sütün bebeğe yeterli gelip gelmediği nasıl anlaşılır?
Sütün bebeğe yeterli gelip gelmediğine doktor karar vermelidir. Sütün yetmemesinin en belirgin işareti bebeğin yetersiz kilo almasıdır. Bebek alt sınır olarak ayda 500 gram ve üzerinde kilo alıyorsa, sütün yettiği düşünülür. Bu durumda annelerin ilk 6 ay emzirmeyi bırakmaması gerekir.
Sütü artırmak için hangi gıdaların tüketilmesi gerekir?
Süt verimini etkileyen birçok faktör vardır. Ancak sütü doğrudan artıran mucizevî bir gıda ya da içecek yoktur. Annenin temel beslenme dengesini gözetecek şekilde standart olarak beslenmesi önemlidir.
Sıvı alımı anne sütünü artırır mı?
Emziren annelere bol bol sıvı almaları önerilir. Ancak sıvı alımı sütün artması için değil, annenin kendi sağlığı için önemlidir. Emzirme sırasında günde 1- 1.5 litre sıvı kaybına uğrayan annenin bu açığı bol su içerek kapatması gerekir.
Annenin aldığı gıdalar sütün içeriğini değiştirir mi?
Annenin çok yemek yemesi sütün protein ve enerji içeriğini fazla değiştirmez. Sadece özellikle Omega 3 yönünden zengin beslenme ya da Omega 3 takviyesi, sütü bu açıdan zenginleştirir. Öte yandan annenin yediği soğan ve sarımsak gibi kokulu gıdalar sütün kokusunu değiştirip, bebeğin memeyi itmesine neden olabilir.
Emzirirken sigara ve alkol tüketilebilir mi?
Emzirme döneminde sigara, alkol, kafeinli içecekler ve bazı ilaçlar kesinlikle alınmamalıdır. Çünkü bu ürünlerdeki zararlı etkenler anne sütüyle birlikte bebeğe geçebilir.
Süt verimin etkileyen faktörler nelerdir?
Süt verimini etkileyen 3 önemli faktör vardır:
- Genetik yapı: Bazı anneler bu konuda doğuştan şanslıdır. Bu kadınların süt verimleri çok iyidir.
- Annenin psikososyal durumu: Anne ne kadar rahat bir yapıya sahipse sütü de o kadar fazla olur. Kaygılı, stresli, takıntılı ve mükemmeliyetçi annelerde süt verimi düşüktür. Ayrıca annenin iyi dinlenip düzenli uyuması süt verimini artıran önemli bir etkendir. İş hayatının yorgunluğu ve stresli ortamı, aile içi sorunlar, annenin geçirdiği hastalıklar, ağrı ve sancılar süt verimini olumsuz etkiler.

- Emzirme tekniğine bağlı hatalar: Emzirmeye geç başlamak, formül mamaya ve ek besine erken geçmek, bebeğe biberon ya da yalancı emzik vermek, bebeği memeye yanlış yerleştirmek, bebeğin meme başını doğru kavramaması, gece emzirmemek, 5-6 saatten uzun süre emzirmemek verimi düşürür.
Tatlı yemek sütü artırır mı?
Tatlı yemek sütü artırmaz. Sadece annenin kilosunu artırır.
Bebeğin kaç yaşına kadar anne sütü alması gerekir?
Bebek, ilk 6 ay mutlaka, 1 yaşına kadar kesinlikle, 2 yaşına kadar tercihen, 3 yaşına kadar da keyfe keder emzirilebilir. Anne sütü her yaşta faydalıdır. Her şeyden önce süttür. İlk 6 ay tek başına yeterlidir. 6 ay 1 yaş arasında ek besinlerle birlikte verildiğinde, bir yaşından sonra da bebeğin günlük süt ihtiyacını en doğru bileşimde karşılayan bir besin olarak yararlıdır. Mükemmel bir besin olmanın yanında bağışıklık sistemi üzerine de her yaşta çok büyük faydaları vardır.
Mamayla beslenen bebekler ne gibi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabilir?
Mamayla beslenen çocukların obezite bağırsak, ortakulak, üriner sistem ve üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla, alerjik hastalıklara (egzama, astım, bronşit) yakalanma riski, anne sütüyle beslenenlere göre daha yüksektir.
Emzirmenin anneye faydaları nelerdir?
Emzirme, doğum sırasında ve sonrasında annenin kendini daha kolay toplamasını sağlar. Emziren kadın, annelik duygusunu daha yoğun yaşar ve lohusalık depresyonunu daha kolay üstünden atar. Ayrıca emzirmek, meme kanserine yakalanma riskini düşürür ve osteoporozdan korur.

Kaynak : Posta

Tülin Åžahin’den Bakım ve Beslenme Önerileri

1- Güne kahvaltı yaparak başlayın. Benden uyarması: Kahvaltıyı atlayarak kilo vereceğini sananlar, çok yanılıyor.

2- Metabolizmanın her zaman çalışması ve kan şekerinin belli bir seyirde olması için sık ama az beslenin. Günde 3 ana, 3 ara öğün tüketin.

3- Kışı, spor yapmayarak geçirdiyseniz mazeretleriniz sona erdi. Bugünden itibaren yaza hazırlanmak için spor yapmaya başlayın.

4- Spor sonrası kullanılan inceltici, sıkılaştırıcı ve selülitgiderici kremleri kullanabilirsiniz.

5- Spora vakit yoksa her akşam yemekten sonra 30-45 dakika yürüyün. Süreyi gün geçtikçe artırın.

6- Akşamları evde 10-15 dakika müzik eşliğinde hula hoop çevirmeyi deneyin. Bir ay sonra belinizdeki değişime inanamayacaksınız.

7- Duşa girmeden önce sert kıl fırçası ile vücudunuzu ayaklardan başlayarak yukarıya doğru dairesel hareketlerle fırçalayın. Fırça kuru olsun. Düzenli yaparsanız bu teknikle kan dolaşımını hızlandırarak teninizin daha ışıltılı olmasını sağlayabilirsiniz. Duştan sonra vücudunuzu nemlendirmeyi unutmayın.

Posta

Arama